Kirişci, geçmişten gelen bu kültürel mirasın yeniden hayatın merkezine alınması gerektiğini vurguladı.
Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen Zahire Festivali’nde konuşan Vahit Kirişci, Anadolu’nun geleneksel gıda saklama alışkanlıklarının günümüzde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Zahirelik ve kiler kültürünün yalnızca kışlık yiyecek hazırlama geleneği olmadığını ifade eden Kirişci, bu alışkanlıkların gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve afetlere hazırlık açısından önemli bir işlev taşıdığını dile getirdi.

“Gıda israfının temelinde geleneklerimizden uzaklaşmak var”
Geleneksel yaşam kültürünün günümüz sorunlarına çözüm sunabilecek önemli bir birikim barındırdığını belirten Kirişci, toplumun kendi kültürel değerlerini yeterince tanımadan farklı arayışlara yöneldiğini söyledi.
Zahire ve kiler geleneğinin geçmişten günümüze aktarılan önemli bir miras olduğunu kaydeden Kirişci, gıda israfı ve sıfır atık konularının bu kültürle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Kirişci, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün atıkla ilgili, adına sıfır atık da diyelim, gıda israfı da diyelim, ne dersek diyelim, bunun temelinde kendimize ait olan bu zahire ve zahirelik kültürüyle ilgili bu değerlerden uzaklaşmamızın çok büyük etkisi ve katkısı var.”
Geçmişte evlerde kışlık gıdaların saklanması için kullanılan kilerlerin, ihtiyaçların önceden karşılanması ve yiyeceklerin korunması bakımından önemli bir görev üstlendiğini belirten Kirişci, bu geleneğin günümüzde yeniden hatırlanması gerektiğini ifade etti.

6 Şubat depremlerini hatırlattı: “Zahireliklerimiz boş”
Kirişci, geleneksel gıda stoklama alışkanlıklarının afet dönemlerinde de hayati önem taşıyabileceğini belirterek 6 Şubat depremlerinde yaşanan zorluklara dikkat çekti.
Günlük yaşamda suya, ekmeğe ve hazır gıdaya kolayca ulaşılmasının bu ihtiyaçların her koşulda karşılanabileceği anlamına gelmediğini vurgulayan Kirişci, olası afetlerde temel ihtiyaçlara erişimin kesintiye uğrayabileceğini söyledi.
Kirişci, evlerdeki kilerlerin farklı amaçlarla kullanılması nedeniyle geleneksel gıda depolama alışkanlığının zayıfladığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Halbuki risklere dayanıklı sistemlerde bir afet yaşanması ihtimali varsa, bizi en azından 10 gün, 1 ay rahatlatması lazım.”
Afetlere karşı dayanıklı yaşam sistemlerinin oluşturulmasında geçmişin tecrübelerinden yararlanılması gerektiğini dile getiren Kirişci, temel gıda ve ihtiyaçların belirli ölçüde hazır bulundurulmasının kriz dönemlerinde vatandaşlara kolaylık sağlayabileceğini ifade etti.

“Anadolu insanının irfanını yeniden hatırlamalıyız”
Geleneksel zahirelik ve kiler kültürünün hangi ihtiyaçlardan doğduğunun anlaşılması gerektiğini belirten Kirişci, Anadolu insanının geçmişten gelen bilgi ve tecrübelerinin bugünün sorunlarına ışık tutabileceğini söyledi.
Zahire Festivali’nin bu değerleri yeniden gündeme taşıması bakımından önemli olduğunu kaydeden Kirişci, organizasyon dolayısıyla Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş’a teşekkür etti.
Kirişci, “Anadolu insanının irfanını ve erdemini hepimizin hatırlaması gerekiyor. Dönüp kendi ecdadımıza bakmamız gerekiyor. Bu zahirelik, bu kiler niye vardı? Bunun içinde neler vardı? Bu ecdat burayı ne için kullandı?” sözleriyle geçmişin birikiminin önemini vurguladı.
Zahire Festivali’nin merkezinde kadınlar var
Konuşmasında kadınların geleneksel gıda hazırlama ve saklama kültürünün yaşatılmasındaki rolüne de değinen Kirişci, özellikle annelerin ve kadınların emeklerine dikkat çekti.
Zahire geleneğinin kuşaktan kuşağa aktarılmasında kadınların önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Kirişci, emekleri dolayısıyla tüm kadınlara teşekkür etti.
Kirişci, festivalin düzenlenmesine öncülük eden Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş’a şükranlarını sunarken, organizasyonun geleneksel değerlerin yeniden hatırlanmasına katkı sağlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
