Onikişubat Kaymakamlığı’nın kararında, okul yöneticilerinin saldırı sırasında öğrencilerin güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediği, rehber öğretmenin ise saldırı öncesinde kendisine iletilen uyarılara rağmen gerekli adımları atmadığı yönünde tespitlere yer verildi.
Karara göre, okul müdürü C.K. ile müdür yardımcısı F.B., silah seslerini duyduktan sonra zemin kattan saldırının gerçekleştiği birinci kata çıktı. İki yönetici, koridor girişinde silahlı saldırıyı gördükten sonra okul binasını hızla terk etti. Bu durum güvenlik kamerası kayıtlarıyla tespit edilirken, yöneticilerin ifadelerinde de binadan ayrıldıklarını doğruladıkları belirtildi.
Kararda, 7528 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun eğitim ortamlarının güvenliğine ilişkin hükümlerine atıf yapılarak okul yöneticilerinin öğrencilerin güvenliğinden öncelikli olarak sorumlu olduğu vurgulandı. Yöneticilerden silahlı saldırganın üzerine gitmelerinin beklenemeyeceği, ancak mevcut imkânlarla öğrencileri koruyacak önlemler almaları gerektiği ifade edildi. Kararda, yöneticilerin öğrencileri güvenli bölgelere alma, tahliye etme veya tahliyeyi organize etme yönünde bir adım atmadığı, bunun yerine binayı terk ettiği değerlendirmesinde bulunuldu. Yöneticilerin okuldan çıktıktan sonra 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradığı, ancak öğrencileri koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği kaydedildi.
Soruşturma izni verilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni A.T.’nin ise saldırı sırasında görevli olduğu 5/G sınıfının kapısını aralayarak silah seslerinin geldiği yöne baktığı belirtildi. Kararda, öğretmenin silahlı saldırı olduğunu anladıktan sonra öğrencileri uyarmadan veya koruyucu bir girişimde bulunmadan zemin kata doğru koştuğu, A.T.’nin ifadesinde bu durumu doğruladığı aktarıldı. Öğretmenin davranışının Türk Ceza Kanunu’nun 97. maddesindeki “terk” suçunu oluşturup oluşturmadığının adli makamlarca değerlendirilmesi gerektiği bildirildi.
Kararda, saldırıyı düzenleyen öğrenciye daha önce 29 kez rehberlik hizmeti verildiği bilgisi de yer aldı. Rehber öğretmen E.İ.’nin, öğrencinin durumuna ilişkin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirilirken, Çocuk Koruma Kanunu’nun ilgili hükümlerine dikkat çekildi. E.İ.’nin, saldırıyı düzenleyen öğrencinin anne ve babasının kamu görevlisi olmasından hareketle daha bilinçli olduklarını varsaydığı ifade edildi. Rehber öğretmenin ihmali davranışı “olursa olsun” kastıyla gerçekleştirdiği yönünde değerlendirme yapıldı.
