MEHMET AKPINAR:
Aslında benim açımdan değişen bir Mehmet Akpınar yok. Dün hangi değerleri taşıyorsam bugün de aynı değerleri taşıyorum. Millete bakışımız, hizmet anlayışımız, doğru bildiğimiz şeyler değişmedi.
Göreve geldiğimiz ilk gün parti rozetimizi çıkarıp ay yıldızlı rozetimizi taktık. Çünkü seçim bitmişti. O saatten sonra bize oy verenin de vermeyenin de belediye başkanıydık.
İki buçuk yıldır 105 mahallemizin hiçbirinde vatandaşımıza “Sen hangi partiye oy verdin?” diye sormadık. İnsanımızın derdine, mahallesinin ihtiyacına baktık.
Ama bugün ülkemizin ve bölgemizin içinde bulunduğu şartlara da bakmak zorundayız. Etrafımızda savaşların, çatışmaların yaşandığı; dünyada dengelerin hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle dönemlerde siyasi farklılıklarımızdan önce ülkemizin birliğini, beraberliğini ve geleceğini düşünmemiz gerektiğine inanıyorum.
Diğer taraftan Dulkadiroğlu’nun gerçekleri var.
Biz 6 Şubat gibi büyük bir felaket yaşamış bir ilçeyi yönetiyoruz. Altyapısı yeniden yapılan, yolları kazılan, mahalleleri dönüşüm bekleyen bir şehirden bahsediyoruz. Geçmişten gelen borçlar, deprem sonrası harcamalar ve çeşitli kesintiler nedeniyle yaklaşık 450 milyon liraya ulaşan ciddi bir mali yükle mücadele ediyoruz.
Buna rağmen vatandaşımıza mazeret anlatmadık.
Bugün de benim baktığım yer şudur: Ülkemiz ne kazanacak, Dulkadiroğlu ne kazanacak?
Başladığımız işleri nasıl tamamlayacağız? İlçemize daha fazla yatırımı nasıl getireceğiz? İnsanımızın hayatını nasıl kolaylaştıracağız?
Ben meseleye buradan bakıyorum.
⸻
SORU: Yani bu kararın hem ülkenin içinde bulunduğu şartlarla hem de Dulkadiroğlu’nun hizmet ve yatırım ihtiyacıyla ilgili olduğunu söylüyorsunuz?
MEHMET AKPINAR:
Kesinlikle.
Ben siyaseti yalnızca parti rozetinden ibaret görmüyorum. Siyasetin merkezinde millet olmalı, memleket olmalı.
Bugün bölgemizde yaşananlara baktığımızda Türkiye’nin güçlü olması, içeride birlik ve beraberliğini muhafaza etmesi benim açımdan son derece önemlidir.
Bunun yanında belediye başkanı olarak Dulkadiroğlu’na karşı sorumluluğum var.
Benim şahsımın bir yol ihtiyacı yok. Mehmet Akpınar’ın iş makinesine, parka veya tesise ihtiyacı yok. Bunların hepsine Dulkadiroğlu halkının ihtiyacı var.
Kurumlarımızla daha güçlü bir koordinasyon kurarak ilçemize daha fazla hizmet getirebiliyorsak bunu yapmak da benim sorumluluğumdur.
Nitekim Ankara’daki temaslarımızda bunun ilk somut neticelerinden birini gördük.
⸻
SORU: Tam burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmenizi sormak istiyorum. Dulkadiroğlu adına masaya hangi konuları koydunuz?
MEHMET AKPINAR:
Ben Cumhurbaşkanımıza özellikle Dulkadiroğlu–Çağlayancerit yolumuzu arz ettim.
Bu yol bizim için sıradan bir yol değil. Yaklaşık 20 yıldır konuşulan, geçmiş dönemlerde defalarca söz verilmesine rağmen tamamlanamayan bir mesele.
Birinci etap yaklaşık 14 kilometre. Burada önemli bir mesafe alındı. Fakat bizim üzerinde özellikle durduğumuz konu, ikinci etabın da yapılarak yolun Beşenli Mahallesi (köyü) çıkışına kadar ulaştırılması.
Sayın Cumhurbaşkanımıza meseleyi bizzat anlattım. Kendileri ikinci etapla ilgili raporu istedi. Biz de dosyamızı hazırlayıp Cumhurbaşkanlığımıza teslim ettik.
Açık söyleyeyim; yaklaşık 20 yıldır konuşulan bir meselenin Cumhurbaşkanımızın doğrudan gündemine girmesini ve raporunun istenmesini Dulkadiroğlu adına önemli bir kazanım olarak görüyorum.
Şimdi bize düşen bunun takipçisi olmak.
İnşallah bu yolun ikinci etabını Beşenli Mahallesi (köyü) çıkışına kadar tamamlatmak istiyoruz. Bunu başarabilirsek bölge açısından gerçekten çok önemli bir işi sonuçlandırmış olacağız.
⸻
SORU: “İktidarın imkânlarından faydalanmak için böyle bir karar aldı” şeklinde değerlendirenler olabilir. Buna ne söylersiniz?
MEHMET AKPINAR:
Ben bu kararı yalnızca belediyenin imkânları üzerinden değerlendirmiyorum.
Bugün Türkiye’nin etrafına baktığımızda savaşlar var, çatışmalar var, dünyada çok ciddi bir güç mücadelesi var. Böyle bir dönemde benim önceliğim ülkemizin birliği, beraberliği ve geleceğidir.
Siyasi görüşlerimiz, geçmişimiz veya farklılıklarımız olabilir. Ama ülkenin bekası söz konusu olduğunda ortak bir zeminde buluşabilmemiz gerektiğine inanıyorum.
Ben Cumhurbaşkanımızın özellikle bölgemizde yaşanan krizler karşısında Türkiye’nin menfaatlerini korumaya yönelik ortaya koyduğu iradeyi önemsiyorum. Bu hassas dönemde ülkemizin birlik ve beraberliğinin güçlendirilmesini de önemli görüyorum.
İşin bir de Dulkadiroğlu tarafı var.
Ben meseleye şöyle bakıyorum: Devletin imkânları milletin imkânlarıdır.
Dulkadiroğlu’na gelecek bir yatırım Mehmet Akpınar’ın evine gelmiyor. Vatandaşımıza geliyor.
Yirmi yıldır bekleyen Çağlayancerit yolunu yaptırabilirsek kim kazanacak? O yolu kullanan köylümüz, çiftçimiz, esnafımız kazanacak.
Bir mahallemizi dönüştürebilirsek orada yaşayan ailelerimiz güvenli konutlara kavuşacak. Bir Anne-Çocuk Bilgi Evi açarsak çocuklarımız ve ailelerimiz faydalanacak.
Dolayısıyla benim açımdan iki mesele birbirinden ayrı değildir: Türkiye’nin birlik ve beraberliği ile Dulkadiroğlu’nun geleceği.
Benim görevim ilçemin hakkını aramak, kapıları çalmak ve mümkün olan en fazla hizmeti Dulkadiroğlu’na getirmektir.
Bunun için Büyükşehir Belediyemizle de çalışırım, bakanlıklarımızla da çalışırım, devletimizin bütün kurumlarıyla da çalışırım.
Hizmetin partisi olmaz.
⸻
SORU: Depremin üzerinden geçen zamana rağmen Dulkadiroğlu hâlâ büyük bir şantiye görünümünde. Vatandaş özellikle yollar konusunda ciddi beklenti içerisinde. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
MEHMET AKPINAR:
Vatandaşımız haklı. İnsan evinden çıkınca düzgün bir yolda yürümek, aracını düzgün bir yolda kullanmak istiyor.
Ama yaşadığımız sürecin büyüklüğünü de görmek gerekiyor. Merkez mahallelerimizin önemli bir bölümünde altyapı çalışmaları devam ediyor. Dünya Bankası destekli çalışmalar, KASKİ, İLBANK ve farklı kurumların çalışmaları nedeniyle birçok noktada kazılar var.
Aynı sokağı bugün asfaltlayıp yarın yeniden kazdırmanın da anlamı yok.
Biz bir taraftan ilgili kurumlarla koordinasyonu sağlamaya, diğer taraftan altyapısı tamamlanan yerleri hızla ayağa kaldırmaya çalışıyoruz.
Kırsal mahallelerimizde önemli mesafe aldık. Merkezde de altyapı tamamlandıkça üstyapıyı hızlandıracağız.
Vatandaşımız şunu bilsin: Nerede kazı bittiyse biz oranın peşindeyiz.
⸻
SORU: Bir taraftan mevcut şehri ayağa kaldırmaya çalışıyorsunuz, diğer taraftan Doğu Gelişim Planı ve kentsel dönüşümden söz ediyorsunuz. Dulkadiroğlu’nun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
MEHMET AKPINAR:
Bence asıl mesele burada.
Belediyecilik sadece bugünün çukurunu kapatmak değildir. Yirmi yıl, otuz yıl sonrasının şehrini de düşünmek zorundasınız.
Doğu Gelişim Planı yaklaşık 20 bin dönümlük çok önemli bir alan. Sağlam zeminlerde planlı ve güvenli yeni yaşam alanları oluşturmak istiyoruz.
Diğer taraftan Sakarya, Şeyh Adil, Divanlı gibi eski mahallelerimiz var. Bu mahallelerin dönüşmesi gerekiyor.
Ama dönüşüm yaparken insanı yerinden etmek değil, insanı bulunduğu yerde mutlu etmek lazım. Hak sahibini mağdur etmeyen, vatandaşın rızasını esas alan modeller üzerinde çalışmamız gerekiyor.
Deprem bize çok ağır bir bedel ödetti. Bundan sonra aynı hataları tekrar etme lüksümüz yok.
Dulkadiroğlu’nun geleceğini sağlam zemin, doğru planlama ve güvenli yapılaşma üzerine kurmalıyız.
⸻
SORU: Başkanım, sizin belediyecilik anlayışınızda dikkat çeken taraflardan biri de şu: Sadece yol, asfalt ve park konuşmuyorsunuz. Anne-Çocuk Bilgi Evlerinden eğitime, sosyal yardımdan gençlere kadar farklı alanlara giriyorsunuz. Neden?
MEHMET AKPINAR:
Çünkü şehir dediğimiz şey sadece bina ve yoldan ibaret değil. Şehrin merkezinde insan var.
Yolu yapacağız, parkı yapacağız, temizliği yapacağız. Bunlar zaten bizim görevimiz.
Ama çocuğumuz ne olacak? Gencimiz ne olacak? Annemiz ne olacak? İhtiyaç sahibi ailemiz ne olacak?
Anne-Çocuk Bilgi Evlerini bu anlayışla başlattık. Namık Kemal ve Egemenlik mahallelerimizde açtık. Hedefimiz bunları ilçemizin farklı noktalarına yaygınlaştırmak.
Çocuklarımız eğitim alırken annelerimiz de sosyal ve kültürel faaliyetlerden yararlansın istiyoruz.
Eğitim çalışmalarımız var. Liselerimizle yaptığımız yarışmalar var. Gençlerimizin kitapla, fikirle ve kültürle buluşmasını önemsiyoruz.
Ben gençliğin sadece diplomalı değil; ahlaklı, inançlı, özgüvenli ve memleketine faydalı yetişmesini önemsiyorum.
Belediyeciliğin insana dokunan tarafı budur.
⸻
SORU: Gençler demişken drift pisti çok konuşuldu. Eleştirenler de oldu ama açılışta yaklaşık 20 bin genç vardı. Bugün geriye baktığınızda o projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
MEHMET AKPINAR:
Ben gençleri anlamadan şehir yönetilemeyeceğine inanıyorum.
Gençlere sürekli “Yapma, etme, gitme.” diyemezsiniz. Eğer bir şeyi yapmasını istemiyorsanız ona doğru alternatif göstermek zorundasınız.
Drift sokakta yapıldığında tehlikelidir. Trafiği riske atar. O zaman ne yapacaksınız? Kontrollü ve güvenli bir alan oluşturacaksınız.
Biz bunu yaptık.
Açılışta yaklaşık 20 bin genç geldi. Ankara’dan, İstanbul’dan, Adana’dan, Gaziantep’ten, Mersin’den, Osmaniye’den insanlar geldi. Türkiye çapında tanınan sporcular katıldı.
Bazıları, “Depremden sonra buna ihtiyaç var mıydı?” dedi.
Ben de diyorum ki depremi yaşayan gençlerin morale, sosyal hayata, kendilerini ifade edebilecekleri alanlara ihtiyacı yok mu?
Şehir sadece enkaz kaldırarak ayağa kalkmaz. İnsanının da ayağa kalkması gerekir.
⸻
SORU: Bir başka dikkat çeken alan da üretim. Ceviz işleme tesisinden meyve kurutmaya, kooperatiften belediye marketine kadar birçok işe girdiniz. Şimdi salça, biber ve turşu tesislerinden bahsediyorsunuz. Bir ilçe belediyesi neden üretimin bu kadar içerisinde olmalı?
MEHMET AKPINAR:
Çünkü ben belediyeciliği yalnızca tüketen değil, üreten bir şehir oluşturma sorumluluğu olarak görüyorum.
Dulkadiroğlu’nun toprağı var, çiftçisi var, ürünü var. Fakat mesele sadece ürünü yetiştirmek değil. O ürünü işlemeniz, katma değer kazandırmanız ve üreticinin daha iyi şartlarda pazarlamasına katkı sağlamanız gerekiyor.
Ceviz işleme tesisimizi bunun için yaptık. Meyve kurutma tesisimizi bunun için hayata geçiriyoruz.
Kooperatifimizi kurduk, belediye marketimizi açtık.
Şimdi salça imalathanesi, biber değirmeni ve turşu imalathanesi gibi projelerimiz var.
Ben sürekli yardım alan bir toplum yerine üreten, kazanan, kendi ayakları üzerinde duran bir toplum istiyorum.
Elbette ihtiyaç sahibimize yardım edeceğiz. Her yıl binlerce ailemizin yanında oluyoruz. Ama bir taraftan da vatandaşımızın gelir elde edeceği sistemi kurmak zorundayız.
Üretici kazanırsa esnaf kazanır. Esnaf kazanırsa şehir kazanır.
⸻
SORU: Bütün bunları yaparken belediyenin mali yapısı nasıl? Bir taraftan yaklaşık 450 milyon liralık yükten bahsediyorsunuz, diğer taraftan yeni projeler açıklıyorsunuz. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
MEHMET AKPINAR:
Kolay değil.
Geçmiş dönemlerden gelen borçlarımız var. Vergi, SGK ve Emekli Sandığı kesintileri var. Deprem sonrası belediyemizin yaptığı çok ciddi harcamalar var. Bunun yanında gelirlerimizden yapılan kesintiler var.
Ama ben arkadaşlarıma hep şunu söylüyorum:
Para az diye aklımızı da küçültemeyiz.
Tasarruf edeceğiz. İsrafı önleyeceğiz. Araçtan yakıta kadar belediyenin her kuruşunu kontrol edeceğiz.
Ama proje üretmekten vazgeçmeyeceğiz.
Kaynak bulacağız, hibe arayacağız, bakanlıkların kapısını çalacağız, merkezi idareyle çalışacağız, Büyükşehirle çalışacağız.
Çünkü belediye başkanlığı “Param yok.” deyip oturma makamı değildir. Çözüm bulma makamıdır.
⸻
SORU: Büyükşehir Belediyesi ve merkezi idareyle bundan sonra nasıl bir çalışma dönemi bekliyorsunuz?
MEHMET AKPINAR:
Ben başından beri kavga ederek hizmet üretilemeyeceğini düşünüyorum.
Büyükşehir Belediyemiz ayrı bir kurum, biz ayrı bir kurumuz ama hizmet ettiğimiz insan aynı insan.
KASKİ bir yeri kazıyorsa o sokakta yaşayan yine bizim vatandaşımız. Büyükşehir ana arteri yapıyorsa o yolu kullanan yine Dulkadiroğludur.
Dolayısıyla kurumların birbirini suçlaması değil, birbirinin işini kolaylaştırması lazım.
Biz bugüne kadar doğru olan işlerde destek verdik. Bundan sonra da Dulkadiroğlu’nun menfaati neredeyse orada olacağız.
Dulkadiroğlu–Çağlayancerit yolu bunun somut örneklerinden biri. Ankara’ya gittik, meseleyi Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik, ikinci etabın Beşenli Mahallesi (köyü) çıkışına kadar yapılmasıyla ilgili dosyamızı Cumhurbaşkanlığımıza teslim ettik.
Bundan sonra diğer projelerimizi de aynı kararlılıkla takip edeceğiz.
⸻
SORU: O hâlde şöyle bitirelim Başkanım: Görev sürenizin kalan bölümünde vatandaş somut olarak nasıl bir Mehmet Akpınar ve nasıl bir Dulkadiroğlu görecek?
MEHMET AKPINAR:
Daha çok çalışan, daha çok sahada olan bir Mehmet Akpınar görecek.
Biz zaten masa başında belediyecilik yapmadık. Mahalle mahalle dolaştık. İnsanımızın düğününe gittik, cenazesine gittik, taziyesinde yanında olduk. Mahalle toplantıları yaptık, ardından ekiplerimizi sahaya gönderdik.
Bundan sonra da böyle olacak.
Altyapısı biten yollarımızı yapacağız. Kırsal mahallelerimizin ihtiyaçlarını tamamlayacağız. Kentsel dönüşümde yeni adımlar atacağız. Doğu Gelişim Planı’nın önünü açacağız.
Anne-Çocuk Bilgi Evlerimizi artıracağız. Gençlerimize yeni alanlar açacağız. Üretim tesislerimizi tamamlayacağız.
Ve özellikle altını çiziyorum: Yaklaşık 20 yıldır beklenen Dulkadiroğlu–Çağlayancerit yolunun ikinci etabının Beşenli Mahallesi (köyü) çıkışına kadar yapılmasının takipçisi olacağız. Cumhurbaşkanımıza arz ettik, raporumuzu Cumhurbaşkanlığımıza teslim ettik. İnşallah neticesini de almak istiyoruz.
Bizim önümüzde kavga edecek zaman yok. Bu şehir çok büyük bir felaket yaşadı. Yapılacak çok işimiz var.
Biz geleceğe bakıyoruz.
Çocuklarımız daha güzel parklarda oynasın, gençlerimiz bu şehirde gelecek görsün, üreticimiz emeğinin karşılığını alsın, esnafımız kazansın, eski mahallelerimiz dönüşsün ve insanımız güvenli evlerde yaşasın istiyoruz.
Bizim gayemiz makam değil; hizmet etmek, iyiliği çoğaltmak ve geride eser bırakmaktır.
Çünkü makamlar geçer, siyasi tartışmalar unutulur.
Ama yaptığınız yol kalır. Diktiğiniz ağaç kalır. Bir çocuğun hayatına dokunduysanız o kalır. Bir annenin duasını aldıysanız o kalır.
Geride bıraktığınız eser ve insanların gönlünde bıraktığınız iz kalır.
Bizim bütün gayretimiz de budur.
