Üstelik tartışma konusu yapılan doğrudan temin yöntemi, yalnızca KSÜ’de Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde değil;Ortopedi, KVC, Kardiyoloji, Plastik Cerrahi, KBB ve Genel Cerrahi bölümlerinde de aynı şekilde 22/f alım yöntemiyle alınmaktayken sadece Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünündeklare edilmesi söz konusu haberin art niyetinin ne kadar açık olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Diğer yandan medikal malzeme alımını yapan Tıp Fakültesinin satın alma birimiyken, fiyat araştırmasını yapan Tıp Fakültesinin satın alma birimiyken, alımlardan Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanlığı’nı sorumlu tutmak, ve sorunlu soruları bölüme yöneltmek kasıtlı ve sipariş haber yapıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Kaldı ki Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversite, şehir ve devlet hastanelerinin yanı sıra özel sağlık kuruluşlarında da hasta bazlı tıbbi malzeme temininde aynı yöntem uygulanmaktadır!
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndaki medikal malzeme alımlarını konu alan haber, zamanlaması nedeniyle kamuoyunun dikkatini çekti.
Anabilim Dalı Başkanlığı seçimlerinin yaklaşmasıyla yayımlanan haberde, bölümde kullanılan tıbbi malzemelerin hangi firmalardan ve hangi bedeller üzerinden temin edildiği sorularıyla kamu yararı gözetildiği izlenimi verilirken; doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımların yasal olmadığı ve usulsüzlük yapıldığı algısı oluşturma gayreti de kamuoyunun tepkisini çekti. Sağlık Uygulama Tebiği’nde (SUT) fiyat artışı yaşanmadan önce ortopedi gibi bazı branşlarda SUT fiyatının yüzde 100 üzerinde kuruma fatura edilip devlet zarara uğratılırken; SUT fiyatlarından ürün alarak kamu zararının önüne geçilen Beyin ve Sinir Cerrahisi branşı neden hedef alınmaktadır?
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/f bendi yalnızca KSÜ’ye özgü değil
Zamanlaması manidar bir şekilde tartışmaya açılan “doğrudan temin” uygulaması, sadece KSÜ Tıp Fakültesi’nde uygulanan bir alım yöntemi değil.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/f bendi doğrultusunda Türkiye’deki bütün üniversite, şehir, devlet ve özel hastanelerde uygulanan, yasal ve yaygın bir yöntem.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/f bendinde, özelliği ve belli süre içerisinde kullanılma zorunluluğu nedeniyle stoklanması ekonomik olmayan veya acil durumlarda kullanılacak; hasta bazında belirlenebilen tıbbi sarf malzemelerinin SUT tavan fiyatları üzerinden doğrudan temin yöntemiyle alınabilmesine ilişkin düzenleme bulunuyor.
Bu uygulamanın temelinde, her hastanın aynı tıbbi malzemeye ihtiyaç duymaması yatıyor. Özellikle beyin ve sinir cerrahisi, ortopedi, kardiyoloji, plastik cerrahi ve göz gibi hasta ve operasyon özelliklerine göre farklı tıbbi malzemelerin kullanılabildiği branşlarda, malzemenin hastaya ve operasyonun gerekliliklerine göre temin edilmesi gerekiyor.
Hastanın anatomik yapısı, ameliyatın niteliği, kullanılacak tekniğin gerektirdiği özellikler ve hekimin tıbbi değerlendirmesi, kullanılacak malzemenin belirlenmesinde önem taşıyor.
Dolayısıyla hasta bazlı tıbbi malzeme tedarikinde seçilen doğrudan temin yöntemini yalnızca KSÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı üzerinden olağan dışı bir uygulamaymış gibi yöntemin sağlık sistemindeki gerçek kullanım alanının göz ardı edilerek sunulmasını kamu yararı olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Bununla birlikte haberin ortaya koyduğu herhangi bir resmi denetim raporu, kesinleşmiş kamu zararı tespiti ya da alımların mevzuata aykırı olduğunu gösteren somut bir belge bulunmuyor.
Soru sorulması elbette gazeteciliğin bir parçası. Ancak soruların, herhangi bir belgeyle desteklenmeden kamuoyunda usulsüzlük izlenimi oluşturacak biçimde sunulması gazetecilik değil, eksikliktir.
KSÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndaki alımlarda, SUT fiyatlarının dikkate alındığı, gerek Devlet Malzeme Ofisi (DMO) üzerinden gerekse doğrudan temin yoluyla yapılan alımlarda bu fiyatların esas alındığı kayıtlarda net bir şekilde görülüyor.
Hatta SUT fiyatlarının güncellenerek malzemelerin zamlandığı dönemlerde dahi alımların eski fiyat üzerinden yapıldığı gerçeğine yer vermeyen haber, uygulamanın maliyet boyutunu eksik bir çerçevede ele alıyor.
Kaldı ki malzeme satın alımlarında klinik talep eder, satın alma birimi ise fiyat araştırmasını yapar ve mevcut yasal düzenlemeler doğrultusunda o malzemeyi temin eder. Burada satın alma yetkisi olmayanBeyin ve Sinir Cerrahisibölümü için malzemeleri satınalma biritemin ederken neden Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümü hedef tahtasına oturtulmaktadır?
Haber neden hemen seçim öncesi yapıldı?
Söz konusu haber, KSÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanlığı seçimlerine az bir süre kala kamuoyuna taşındı.
Tam da seçim öncesinde, herhangi bir kesin usulsüzlük tespiti ortaya konulmadan bir anabilim dalının ve mevcut başkanın görev yaptığı süreçteki alımların gündeme getirilmesi, zamanlama açısından ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
Burada sorulması gereken soru “malzemeler kimden, hangi yöntemle alındı?” değil.
Bu haber neden tam da seçimlerin yaklaşmasından önce yayımlandı?
Neden Türkiye’deki sağlık kuruluşlarında kullanılan hasta bazlı tıbbi malzemelerin doğrudan temin yöntemi, özellikle KSÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı üzerinden tartışmaya açıldı?
Ortada somut bir denetim raporu veya kamu zararı tespiti yokken neden kişileri ve kurumu zan altında bırakabilecek bir algı oluşturulmaya çalışıldı?
Bu soruların da kamuoyuna açık şekilde yanıtlanması gerekiyor.
“Çamur at, izi kalsın” anlayışı sağlık hizmetlerine zarar verir
Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı elbette denetlenmelidir. Tıbbi malzeme alımları da şeffaf biçimde incelenebilir ve gerektiğinde yetkili kurumlar tarafından denetlenebilir.
Ancak denetim ile algı operasyonu arasında önemli bir fark bulunuyor.
Bir alımda gerçekten usulsüzlük olduğu iddia ediliyorsa bunun yolu; ihale dosyasının, tekliflerin, faturaların, piyasa araştırmasının, malzeme kayıtlarının ve kullanım belgelerinin ortaya konulmasıdır.
KSÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan hiçbir bilgi ve belge talep edilmeden; sadece “hangi firmadan alındı?”, “kaç liraya alındı?”, “ne kadar alındı”, “hangi yöntemle alındı?” sorularını art arda sıralamak, tek başına usulsüzlük kanıtı oluşturmaz. Bunun adı da gazetecilik değil; belgeye, karşı görüşe ve doğrulamaya dayanmayan bir iddiayı, soru cümleleri üzerinden meşrulaştırma çabası olur.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için sorular kadar cevapların ve belgelerin de ortaya konulması gerekir.
Bir firmanın bir bölüme malzeme verememesi veya bir alım sürecinde tercih edilmemesi, kamu adına yürütülen sağlık hizmetlerini ve hekimlerin mesleki itibarını tartışmaya açacak gerekçe haline getirilemez.
Eğer bir alım sürecinde hukuka aykırılık bulunduğu düşünülüyorsa bunun adresi haber sütunları üzerinden oluşturulan algı değil, yetkili denetim mekanizmalarıdır.
Eğer kamuoyu yararı gözeten bir sağlık haberi yapılacaksa; bu haber, “tek kullanımlık tıbbi cihazları ameliyat sonrası çöpten toplatıp steril ettikten sonra yeniden hastanelere satan aç gözlü medikal firma sahipleri” olmalı.
