Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Psikolog ​ Ayşe İster yazdı; “Dijital Kalabalıkta Sosyal Yalnızlık”

Psikolog ​ Ayşe İster yazdı; “Dijital Kalabalıkta Sosyal Yalnızlık”

Psikolog ​ Ayşe İster yazdı; “Dijital Kalabalıkta Sosyal Yalnızlık”

​Çocuklarımız dijital dünyada fırtınalar estirirken, neden gerçek hayatta sokağa çıkmaktan çekiniyor? Ekranların sunduğu illüzyon, onların sosyal becerilerini nasıl köreltiyor?

​Günümüzde çocuk cıvıltıları sokaklardan ve parklardan çok, sınırları belirsiz dijital sunuculardan yükseliyor. Bir psikolog olarak ebeveynlerden sıklıkla duyduğum temel bir çelişki var: “Çocuğum internette çok girişken ve aktif, ama misafirliğe gittiğimizde ya da okulda kimseyle konuşmuyor.” Bu durumun yanıtı sadece teknolojinin cazibesinde değil; insan zihninin güvende hissetme ve anında onaylanma ihtiyacında gizlidir.

​Gerçek dünyadaki sosyal ilişkiler, doğası gereği risk taşır. Yeni bir arkadaşlık kurmak; empati yapmayı, reddedilme ihtimalini göze almayı, çatışma çözme becerisini ve sabrı gerektirir. Oysa ekranlar, çocuğa tamamen kendi kontrolünde olan, risksiz bir “illüzyon” sunar. Çevrimiçi oyunlarda hata yapıldığında “yeniden başla” tuşu hayat kurtarır; sosyal medyada beğenilmeyen bir yorum anında silinebilir. Özellikle sosyal kaygı taşıyan veya özgüven eksikliği yaşayan çocuklar için bu durum, gerçek hayatın öngörülemez karmaşasından kaçtıkları sarsılmaz bir sığınaktır.

​Üstelik dijital ortamların kurgusu, hızlı dopamin salınımı üzerine kuruludur. Sanal dünyadaki saniyelik ödüller ve bildirimler, gerçek hayatın doğal ve yavaş akışını çocuklar için sıkıcı hale getirir. Zahmetsizce elde edilen sanal bir başarı, sabır ve emek gerektiren yüz yüze bir sohbete tercih edilir.

​Bu kaçışın psikolojik faturası ise duygusal dayanıklılığın körelmesidir. Göz teması kurmadan, karşıdakinin ses tonundaki hüznü ya da sevinci hissetmeden büyüyen nesiller, sosyal toplum içinde “yabancı dil konuşan turistlere” dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

​Çözüm, sadece internet kablolarını çekmek veya katı yasaklar koymak değildir. Asıl mesele; çocuklarımıza gerçek dünyada hata yapma lüksü tanımak, yargılanmadan dinlenecekleri ve derin bağlar kurabilecekleri alternatif, sıcak sosyal alanlar inşa edebilmektir. Onları sanal sığınaklarından ancak gerçek bir kabul ve sevgiyle çıkarabiliriz.