Bazı kardeşlerimiz vardır ya;
Orta veya lise terk hatta ilkokulu zar zor bitirmiş olmasına rağmen, hayatın tüm çilelerini sırtlamış, tüm sıkıntılara göğüs gerip mücadeleden yılmamış, usanmamış, bıkmamış, ekmeğini taştan çıkaran, kimseden şefaat beklemeden, alnının teri ile helal ekmek peşinde olan insanlarımız…
Devletin okullarında okuyup hiç bir tecrübe sahibi olmamasına rağmen bir masa başında vazife alınca kendisini feylosof zanneden tiplere inat, feleğin cemberinden geçmiş, her türlü zorluklarla mücadele etmiş, eşini ailesini muhanete muhtaç bırakmamak için gecesini gündüzüne katmış, hasta olduğu zamanlarda bile calışmak zorunda olduğunun bilinciyle sabahın köründe kar kıs demeden işinin başında emek harcamış, emekçi kardeşlerimize karşı ayrı bir muhabbet beslerim…
Hayat Fakültesi, devlet fakülteleri gibi 4 yıl ile sınırlı olmadığı gibi mezuniyeti de olmaz, onların..
Taa ki;
İyice yaşlanırlar, artık hastalıkları çalısmalarına izin veremiyecek dereceye gelirler, o zamana kadar ufak tefek bir birikim saglayabilmişlerse ne mutlu onlara..
Başlarını sokacak bir yuvaları olmuşsa, iyi kötü bir araba sahibiyseler, biraz yan gelirleri de varsa, huzur içinde yaşamaya gayret ederler…
Bu arada çocuklarını okutabilmişlerse, çocukların gelirleri varsa, onların gününü görürler…
Her sözünde bir tecrübe vardır onların..
Edindiği mesleğinin profösürü olmasına rağmen,
İgnenin deliğinden Fizanı görebilecek kabiliyetleri olmasına rağmen, ikinci sınıf insan yerine konmaları da yine hayatın bir cilvesidir..
Her türlü sille yemiş olsa da, her türlü haksızlığa ugramış olsa da dürüstlükten taviz vermez, doğru bildiğini yapar, kendine haksızlık yapanları affeder, paylaşmayı bölüşmeyi hayatlarına şiâr edinir, o yiğitler..
Kalbinin gününü gösterir Rabbim, o insanlara..
Huzur verir, ömürlerinin son demlerinde..
Aile saadeti ile şereflendirir..
Daha dün kendini hakir görenleri kendine muhtaç hale getirir…
Yeter ki;
Allahın rıza dairesi içinde olsun..
O daireden sapmadığı müddetçe, azîz bir kul eder Rabbim, onları..
Şunu da belirtelim ki;
Hayat fakültesinde okuyup da acımasız, vijdansız insanlarımızın da varlıklarına şahid oluyoruz, malesef..
Ezilince, ezmeyi reva kendine gören, düşenin kolundan tutup kaldırması gerekirken “bana ne” diyecek kadar vurdum duymaz insanlar da olabiliyor..Allah merhamet versin o tiplere..
Ama insan olan odur ki;
Her mükafatı da ve her musibeti de Rabbinin bir imtihanı olarak görür ve onun rızasını kazanmak için çaba sarfeder…
Her çileye boyun eğer ve der ki;
“Alan da O,
Veren de O”
Kalın sağlıcakla…

YORUMLAR