Merhabalar değerli okuyucularım, bu hafta sizlerle “söz vermek” üzerinde durmak istiyorum. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki bilhassa şimdiki gençlerimizde “söz vermek” kavramı maalesef oturmamış bir durumda. Bu gerçekten üzücü bir durumdur. Halbuki bizim bu söze hele hele şu günlerde çok ihtiyaç var, adeta bir nefes ve damarlarımızdaki kan kadar.
Peki, bunun altında yatan asıl etken neler ve öte yandan “söz vermek” ne demek? Dilerseniz biraz bunun üzerinde fikir yürütelim. Taahhütte bulunmak da denilebilir. Yani bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair kesin bir sözle sorumluluk almak.Diğer yandan konuşma izni vermek yani toplantı veya meclis gibi yerlerde birine konuşma hakkı tanımak gibi kullanıma göre çeşitli anlamlara gelmektedir. Örneğin:
Akşama kadar bu ödevi bitireceğine söz verdi.
Bu işte sana yardım edeceğim, söz veriyorum.
Değerli arkadaşlar; sizden söz almak istiyorum vatanseverlik hakkında, şimdiden teşekkür ederim.
Küçük bir kıssadan hisse: Milli Şair Mehmet Akif Ersoy, bir gün arkadaşlarından Eşref Edip’le öğle yemeğinde buluşmak için sözleşmişlerdi. Eşref EDİP Vaniköy’de oturuyordu; kendisi de Beylerbeyinde. Öğleden bir saat evvel oraya gidecekti. O gün öyle bir yağmur vardı ki, her taraf sel oldu. Eşref Edip, Mehmet Akif’in böyle bir yağmurda gelmeyeceğini düşünmüştü. Bu sebeple hizmetçiye döneceğini söyleyerek, evden çıkıp yakın bir komşuya gitti. Yağmur devam ediyordu. O evden çıktıktan bir süre sonra Mehmet Akif, o yağmura rağmen Eşref Edip’in evine gelmişti.
Eşref EDİP, evine döndüğünde onun geldiğini hizmetçiden öğrenmişti. Akif sırılsıklam bir halde olmasına rağmen içeriye girmemiş, ‘’selam söyle’’ diyerek yağmura aldırmadan gerisin geriye gitmişti.
Eşref EDİP ertesi gün kendisini bulmuş durumu anlatarak özür dilemek istemişti. Ama Mehmet Akif bu olaydan dolayı kırılmıştı. Ve Eşref Edip’e şu unutulmayacak cevabı veriyordu.
— Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir.
Hz. İbrahim Aleyhisselam, Allahü Teâlâ (c.c) bir oğul verirse, onu Allah için kurban edeceğini söyledi. Dileği hasıl olunca, sözünü yerine getirmesi rüyada bildirildi. Hz. İbrahim, sözünde durup oğlunu kurban etmek istedi. Cenab-ı Hak, (İbrahim, gerçekten rüyasına sadakat gösterdi. Elbette bu açık bir imtihandı. Oğluna karşılık ona büyük bir kurbanlık koç fidye verdik. İhsan sahiplerini böyle mükafatlandırırız) buyurdu.
Hazret-i İbrahim, Nemrud tarafından ateşe atıldığında canı ile, Hazret-i İsmail’i kurban etmesi emredildiğinde evladı ile ovaları kaplayan bütün sürülerini bağışlamakla da malı ile imtihan edildi. Üç imtihanı da kazandı.
Kur’an-ı kerimde, (Sözünün eri İbrahim) diye övüldü. (Necm 37) Böyle sözünde durmak büyük fazilettir. Kur’an-ı kerimde, sözünde duranlar övülmektedir: (Müminler içinde Allah’a verdiği sözde duran nice erler var.) [Ahzab 23] (Elbette İbrahim, sadık bir Peygamberdi.) [Meryem 41] (İsmail, sözünde sadık resul bir Peygamberdi.) [Meryem 54] Hadis-i şerifte ise buyuruldu ki: (Doğruluk iyiliğe, iyilik Cennete götürür. İnsan doğruluk ile Allah indinde, sıddıklardan yazılır.) [Müslim]
Netice itibariyle söz vermek, biz Müslümanlar ve insanlar için çok mühim bir meseledir kıymetli dostlarım, arkadaşlarım, öğrencilerim ve okurlarım. Sağlıcakla kalınız…
