Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
YAŞAR ERİKLİ
YAŞAR ERİKLİ

Yaşar Erikli Yazdı “Modernlik Başkasının Geleneğini Taklit Etmek midir?”

Son yıllarda Kahramanmaraş’ta Cadılar Bayramı (Halloween) adıyla düzenlenen kostüm ve korku temalı etkinliklerin daha görünür hâle geldiğini görüyoruz. Farklı kültürlerden gelen bu tür organizasyonlar, doğal olarak gelenek, inanç ve kültürel kimlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Elbette mesele yalnızca insanların kostüm giymesi, maske takması ya da eğlenmek istemesi değil. Her toplumun eğlence anlayışı, kendi kültürel birikimi içerisinde şekillenir. Ancak başka toplumların geleneklerini benimserken bunların tarihsel arka planını, kendi inanç dünyamızla ilişkisini ve yaşadığımız coğrafyanın hassasiyetlerini de düşünmek zorundayız.

Halloween’in tarihsel kökenleri, antik Keltlerin Samhain adı verilen mevsimsel kutlamalarına kadar uzanıyor. Zaman içerisinde farklı kültürlerin etkisiyle değişen bu gelenek, bugün özellikle Avrupa ve Amerika’da kostüm, dekorasyon ve eğlence sektörünün önemli bir parçası hâline gelmiş durumda.

Fakat asıl soru şu: Bir başka coğrafyada ortaya çıkan her geleneği, kendi kültürümüzle ve değerlerimizle bağını sorgulamadan benimsemek zorunda mıyız?

Mesele eğlence değil, kültürel erozyon.

Kahramanmaraş’ta gündeme gelen görüntülerde ise üzerinde özellikle durulması gereken başka bir konu var: Küvet içerisinde kanlı bir görünüm verilerek sergilenen çocuk maketi…

c6c4c47e0b290c783a3ce7e29b352432

Bu şehir, çocuklarını kaybetmenin ne demek olduğunu çok ağır bedeller ödeyerek öğrendi. Okul saldırısı ve 6 Şubat depremlerinin ardından evladının fotoğrafına bakarak günlerini geçiren anneler, çocuğunun hatırasına tutunarak yaşamını sürdürmeye çalışan babalar var. Acısı hâlâ taze olan, kayıplarının ardından hayata yeniden tutunmaya çalışan aileler var.

Böyle bir şehirde, kanlı bir çocuk maketinin eğlence dekoru olarak kullanılması toplumun hangi kesimlerini incitebilir, hiç düşünüldü mü?

Burada mesele bir etkinliğin düzenlenmesinden çok, kullanılan sembollerin ve görsellerin toplumsal hassasiyetler üzerindeki etkisidir. Bir organizasyon hazırlanırken yalnızca dikkat çekmek, sosyal medyada paylaşılmak ya da farklı görünmek hedeflenmemeli. O etkinliğin gerçekleştirildiği şehrin geçmişi, insanlarının yaşadığı acılar ve ortak hafızası da hesaba katılmalı.

Kahramanmaraş sıradan bir şehir değildir. Tarihiyle, mücadelesiyle, kültürüyle, inancıyla ve toplumsal dayanışmasıyla kendine özgü bir kimliğe sahiptir. Bu şehrin insanına yönelik bir etkinlik düzenleyen herkesin, bu kimliğe ve manevi hassasiyetlere özen göstermesi gerekir.

Başka ülkelerde yapılıyor diye her uygulamayı sorgulamadan kabul etmek, çağdaşlık ya da modernlik ölçüsü olamaz. Kültürel alışveriş elbette toplumları zenginleştirebilir. Ancak bu alışveriş, kişinin kendi kimliğini ve değerlerini yok sayması anlamına gelmemelidir.

Bugün gençlerin kendi kültürlerini tanıması, geçmişleriyle bağ kurması ve yaşadıkları coğrafyanın değerlerini öğrenmesi her zamankinden daha önemli. Dede Korkut’tan Manas’a, Anadolu’nun masallarından Kahramanmaraş’ın Edebiyatın Başkenti olmasına kadar uzanan büyük bir kültürel mirasımız var.

Peki, kendi masallarımızı, oyunlarımızı, şenliklerimizi ve geleneklerimizi ne kadar tanıyoruz? Genç kuşaklara bu mirası ne kadar aktarabiliyoruz?

Belki de asıl üzerinde düşünmemiz gereken konu tam olarak budur.

Kendi ışığımızı yakmak varken başkasının gölgesinde kalmayalım.

Müslüman bir birey için inanç, yalnızca belirli günlerde hatırlanan bir aidiyet değildir. Hayata, tercihlere ve davranışlara yön veren temel değerler bütünüdür. Bu nedenle eğlenirken, tüketirken ve sosyal hayatın içerisinde yer alırken “Ben kimim, hangi değerlerle yaşıyorum?” sorusunu sormak önemlidir.

Cadılar Bayramı gibi farklı kültürel ve tarihsel arka planlara sahip etkinliklere eleştirel yaklaşmak, başka toplumları küçümsemek ya da insanları eğlenme tercihlerinden dolayı yargılamak anlamına gelmez. Asıl mesele, kendi kültürümüzü tanımak, inancımızın hassasiyetlerini gözetmek ve bize ait olan değerleri yaşatmaktır.

Eğlenmek istiyorsak bu toprakların neşesi de var, panayırı da var, şenliği de… Kendi kültürümüzden beslenen, insanları bir araya getiren ve toplumsal hafızamızı güçlendiren pek çok etkinlik düzenleyebiliriz.

Unutmayalım; kültür, yalnızca geçmişten devraldığımız bir miras değil, gelecek kuşaklara bırakacağımız sorumluluktur.

Kahramanmaraş’ın ihtiyacı, başkalarının eğlence anlayışını taklit etmek değil; kendi değerlerini tanıyan, geçmişine sahip çıkan ve toplumsal hassasiyetleri gözeten bir anlayıştır.

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER