Bir şehirde yöneticilik yapmanın kolay olduğu zamanlar vardır.
Ekonominin belli bir düzen içinde ilerlediği, fabrikaların üretim yaptığı, ticaretin devam ettiği, insanların gelecek planları kurabildiği dönemlerde alınan kararların da, yapılan çalışmaların da bir karşılığı vardır. Ancak asıl sınav, düzenin bozulduğu anda başlar.
Kahramanmaraş için o sınavın tarihi 6 Şubat oldu.
O gün sadece binalar yıkılmadı. Ekonomik düzen de ağır bir darbe aldı. Üretim tesisleri zarar gördü, iş yerleri kapandı, çalışanlar ve işverenler aynı anda büyük bir belirsizliğin içine girdi. Tedarik zincirleri koptu, müşteriler kaybedildi, sermayenin önemli bölümü yeniden ayağa kalkmanın maliyetine ayrıldı.
Böyle bir ortamda bir kurumun başında olmak, normal şartlarda yapılan yöneticilikle aynı şey değildir.
Çünkü kriz zamanlarında makamın tabelası değil, taşıdığı sorumluluk önem kazanır.
Deprem, kurumları da sınadı
Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası da depremden doğrudan etkilenen kurumlardan biriydi.
Hizmet binasının zarar görmesiyle birlikte faaliyetlerin durması elbette düşünülemezdi. Çünkü o binanın içinde yalnızca bir kurum yoktu; binlerce işletmenin, sanayicinin, tüccarın ve girişimcinin beklentisi vardı.
Bu nedenle deprem sonrasında odanın çalışmalarını sürdürebilmesi başlı başına bir zorunluluk haline geldi.
Mustafa Buluntu dönemini değerlendirirken bence öncelikle bu şartları dikkate almak gerekiyor.
Çünkü o dönemde KMTSO’nun önündeki mesele, yalnızca üyelerin rutin taleplerini karşılamak değildi. Asıl mesele, ekonomik hayatın tamamen kopmasını önlemek ve Kahramanmaraş’ın yeniden üretim yapabilecek hale gelmesine katkı sunmaktı.
Şehrin talebi Ankara’ya taşındı
Deprem sonrasında Kahramanmaraş’ın sorunları yalnızca şehir içinde konuşulabilecek ölçekte değildi.
Mücbir sebep uygulamasından sanayi alanlarına, işletmelerin finansman sorunlarından üretimin yeniden başlamasına kadar çok sayıda başlık merkezi yönetimin kararlarını gerektiriyordu.
Bu noktada bir ticaret ve sanayi odasının en önemli görevlerinden biri de üyelerinin sorunlarını karar vericilere aktarabilmek.
Kahramanmaraş’ın deprem sonrasında yaşadığı ekonomik kaybın Ankara’da gündemde tutulması, bu açıdan önem taşıyordu.
Mücbir sebep uygulamasının uzatılması için yürütülen çalışmalar da bunun örneklerinden biriydi.
Bir işletme sahibi için birkaç ayın bile ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Üretimi durmuş, müşterisini kaybetmiş, çalışanlarını korumaya çalışan bir işletmeye yalnızca “normalleşme başladı” demek yetmez. Çünkü ekonomik takvim ile hayatın takvimi her zaman aynı hızda ilerlemiyor.
Yeni sanayi alanları neden önemli?
Depremin ardından Kahramanmaraş’ın sanayi geleceği açısından en önemli başlıklardan biri de yeni üretim alanlarının oluşturulmasıydı.
Şehrin mevcut sanayi altyapısının yeniden değerlendirilmesi ve yeni alanların devreye alınması, yalnızca bugünün ihtiyacına cevap veren bir çalışma olarak görülmemeli.
Bence burada asıl mesele, Kahramanmaraş’ın önümüzdeki 20-30 yılının nasıl şekilleneceği.
Çünkü sanayi alanı demek sadece arsa demek değildir.
Fabrika demektir.
Makine demektir.
İstihdam demektir.
Yan sanayi demektir.
Lojistik demektir.
Yeni girişimcilerin önünü açmak demektir.
Dolayısıyla deprem sonrasında ortaya çıkan yeni sanayi alanlarını, Kahramanmaraş’ın ekonomik kapasitesini yeniden kurma fırsatı olarak değerlendirmek gerekiyor.
Kadınlar ve gençler olmadan kalkınma olmaz
Bir şehrin ekonomik toparlanmasını yalnızca büyük fabrikaların yeniden üretime başlaması üzerinden okumak da eksik olur.
Çünkü ekonominin diğer yüzünde küçük işletmeler, kadın girişimciler, gençler ve yeni fikirler var.
Kadın girişimcilerin desteklenmesi amacıyla hayata geçirilen çalışmaların bu nedenle ayrı bir başlık olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yüzlerce kadının girişimcilik süreçlerine dahil edilmesi, hibe ve eğitim imkanlarından yararlanması yalnızca bireysel başarı hikâyeleri oluşturmaz.
Aynı zamanda şehrin ekonomik çeşitliliğini artırır.
Benzer şekilde gençlerin girişimcilik ekosistemine dahil edilmesi de Kahramanmaraş’ın geleceği açısından kritik.
Çünkü bugünün fabrikalarını yeniden kurmak kadar, yarının iş modellerini oluşturacak insanları yetiştirmek de gerekiyor.
TUSAŞ meselesine sadece yatırım olarak bakmıyorum
Gelelim benim özellikle önemli gördüğüm başlıklardan birine.
TUSAŞ yatırımı…
Kahramanmaraş uzun yıllardır tekstil, metal mutfak eşyaları ve kuyumculuk gibi alanlarda güçlü bir üretim kültürüne sahip.
Ancak şehirlerin ekonomik geleceği, mevcut sektörlerinin gücü kadar yeni sektörlere ne kadar açık olduklarıyla da belirleniyor.
Savunma ve havacılık sanayisinin Kahramanmaraş’a gelmesi bu açıdan önemli bir eşik olabilir.
Çünkü burada konuştuğumuz şey yalnızca bir üretim tesisinin kurulması değil.
Tedarikçiler ortaya çıkabilir.
Yeni mühendislik alanları gelişebilir.
Mesleki eğitim yeniden şekillenebilir.
Gençlerin istihdam imkanları çeşitlenebilir.
Yerel firmalar daha yüksek teknoloji gerektiren üretim süreçlerine dahil olabilir.
Kısacası bir yatırım, etrafında yeni bir ekonomik ekosistem oluşturabilir.
Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ise önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Fakat Kahramanmaraş’ın sanayi hafızasına yeni bir sektör ekleme ihtimali bile başlı başına dikkate değer.
Şimdi yeni bir dönem konuşuluyor
Bugün geldiğimiz noktada artık yalnızca geçmişte ne yapıldığını konuşmak yetmez.
Asıl soru bundan sonra ne yapılacağı.
Kahramanmaraş hâlâ depremin ekonomik ve sosyal etkilerini tamamen geride bırakmış değil. Şehrin bazı bölgelerinde dönüşüm devam ediyor. İş dünyasının önünde finansmana erişimden istihdama, nitelikli iş gücünden ihracata kadar çok sayıda başlık bulunuyor.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde KMTSO yönetimine kim talip olursa olsun, karşısında oldukça ağır bir sorumluluk bulunuyor.
Bu sorumluluk, bir makamı temsil etmekten ibaret değil.
Sanayicinin sorununu takip etmek…
Esnafın sesini duyurmak…
Yeni yatırımların önünü açmak…
Ankara ile Kahramanmaraş arasında güçlü bir iletişim kurmak…
Uluslararası kaynakları şehre kazandırmak…
Ve en önemlisi, Kahramanmaraş’ın ekonomik dönüşümünü doğru okuyabilmek gerekiyor.
Başkanlık yarışından önce şehir konuşulmalı
Mustafa Buluntu’nun başkanlık dönemine bakarken benim açımdan önemli olan nokta tam olarak burada.
Bir yöneticinin başarısını sadece kaç toplantıya katıldığıyla, kaç protokol imzaladığıyla ya da kaç kez kürsüye çıktığıyla ölçemezsiniz.
Bazen bir dönemin gerçek ağırlığını, o dönemde karşılaşılan şartlar belirler.
Buluntu’nun döneminin en büyük farkı da deprem gibi olağanüstü bir sürecin ortasında şekillenmiş olmasıdır.
Elbette bu, hiçbir yöneticinin eleştirilemeyeceği anlamına gelmez.
Her yönetimin eksiği olabilir.
Her karar tartışılabilir.
Her projenin daha iyisi yapılabilir.
Fakat değerlendirme yaparken şartları da masaya koymak gerekir.
Çünkü kriz dönemlerinde alınan sorumluluk ile rahat zamanlarda üstlenilen görev arasında ciddi bir fark vardır.
Kahramanmaraş’ın artık yeni bir hedefe ihtiyacı var
Bence önümüzdeki dönemin tartışması “Kim başkan olacak?” sorusuna sıkışmamalı.
Daha önemli bir soru var:
Kahramanmaraş ekonomisi bundan sonra hangi noktaya taşınacak?
Tekstil gücünü nasıl koruyacak?
Savunma ve havacılık sanayisinden nasıl daha fazla pay alınacak?
Gençler şehirde kalıp nitelikli işlere nasıl ulaşacak?
Kadın girişimcilerin sayısı nasıl artırılacak?
Küçük işletmeler nasıl büyütülecek?
İhracat nasıl çeşitlendirilecek?
Deprem sonrası oluşan yeni sanayi alanları nasıl değerlendirilecek?
Bunlar konuşulmadan yalnızca isimler üzerinden yürütülecek bir tartışmanın şehre fazla bir şey kazandıracağını düşünmüyorum.
Çünkü koltuklar değişebilir.
Yönetimler değişebilir.
Başkanların isimleri zamanla unutulabilir.
Fakat doğru zamanda yapılan yatırım, açılan fabrika, kurulan işletme ve oluşturulan istihdam şehirde yaşamaya devam eder.
Kahramanmaraş’ın bugün ihtiyacı olan şey de tam olarak bu.
Geçmişin hesabını yaparken geleceğin planını kaybetmemek.
Mustafa Buluntu’nun dönemini değerlendirirken de benim baktığım pencere burası.
Kimseye koşulsuz bir kredi vermeden, kimseyi eleştiriden muaf tutmadan; fakat deprem sonrası olağanüstü şartları da görmezden gelmeden…
Çünkü artık mesele yalnızca bir başkanlık makamının kime ait olacağı değil.
Mesele, Kahramanmaraş’ın depremden sonra nasıl bir ekonomik şehir olarak yeniden şekilleneceğidir.
Ve bu sorunun cevabı, herhangi bir kişinin koltuğundan çok daha büyük bir anlam taşıyor.
