Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
YAŞAR ERİKLİ
YAŞAR ERİKLİ

Yaşar Erikli yazdı; “Sanayi Gücü Yaşam Kalitesine Dönüşmedikçe Kahramanmaraş İleriye Gidemez!”

Kahramanmaraş, yıllardır bacası aralıksız tüten, iplikten tekstile, metal mutfak eşyasından çimentoya kadar Türkiye ekonomisinin harcına devasa çakıl taşları koyan kadim bir üretim şehri. Ancak hepimizin üzerinde düşünmesi gereken yakıcı bir hakikat var: Sadece üretmek, sadece ihracat rekorları kırmak bir şehri geleceğe taşımaya yeter mi?

Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KASİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Dinçer’in 20 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen beşinci KASİAD Ödülleri gecesinde yaptığı konuşma, tam da bu sorunun etrafında düşünmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.

Dinçer’in mesajı yalnızca sanayicilere yönelik bir rekabet çağrısı değildi. Aynı zamanda şehrin ekonomik gücünü korurken insanı, yaşam kalitesini ve toplumsal gelişimi de merkeze alan bir gelecek arayışı.

Çünkü bir şehrin kalkınması, yalnızca kaç fabrika kurduğuyla, ne kadar ihracat yaptığıyla ya da üretim rakamlarını ne ölçüde artırdığıyla ölçülemez. Asıl başarı, ekonomik gücün toplumun yaşamına ne kadar olumlu yansıdığıyla ortaya çıkar.

Sanayiyi Korumak, Birikimi Korumaktır

Kahramanmaraş’ın sanayi kimliği bir günde oluşmadı. Bu kimliğin arkasında yılların emeği, sermayesi, bilgi birikimi ve alın teri var. Her fabrika, yalnızca makinelerden ve üretim hatlarından ibaret değil; aynı zamanda yetişmiş çalışanların, ustaların, mühendislerin ve ailelerin hayatına dokunan bir değer.

İsmail Dinçer’in sanayinin rekabet gücünü koruma vurgusu bu nedenle son derece önemli.

Günümüz dünyasında üretmek kadar, ürettiğini sürdürülebilir biçimde pazara sunabilmek de önemli. Maliyet baskıları, değişen pazar koşulları, teknolojik dönüşüm ve nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyaç, sanayicinin önündeki başlıca meseleler arasında yer alıyor.

Bu ortamda sanayinin gücünü korumak, yalnızca işletmelerin kendi meselesi olarak görülemez. Üretimde yaşanacak bir daralma; istihdamdan esnafa, tedarikçiden şehir ekonomisine kadar geniş bir alanı etkiler.

Bu yüzden sanayicinin rekabet gücünü korumak, aynı zamanda Kahramanmaraş’ın ekonomik geleceğini korumaktır.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Geçmişin başarılarıyla övünmek yeterli değil. O başarıları mümkün kılan birikimi, değişen dünyanın koşullarına uyarlamak gerekiyor. Teknolojiye yatırım yapan, verimliliğini artıran, çalışanını geliştiren ve yeni pazarlara uyum sağlayan bir sanayi anlayışı, geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyebilir.

Üretim Var, Peki Ya Yaşam Kalitesi?

İsmail Dinçer’in konuşmasındaki en dikkat çekici noktalardan biri de ekonomik büyümeyi sosyal ve kültürel gelişimden ayrı değerlendirmemesi.

Bence bu yaklaşım, Kahramanmaraş’ın geleceği açısından üzerinde özellikle durulması gereken bir düşünce.

Bir şehir üretebilir, ihracat yapabilir ve istihdam sağlayabilir. Fakat o şehirde yaşayan insanlar kendileri ve çocukları için yeterli gelişim fırsatı bulamıyorsa, kalkınmanın bütüncül bir başarıya ulaştığını söylemek güçleşir.

Eğitim olanakları, sağlık hizmetleri, kültür ve sanat faaliyetleri, sosyal yaşam alanları, ulaşım ve çevre kalitesi… Bunların tamamı bir şehrin cazibesini belirleyen unsurlar.

Sanayinin güçlü olduğu bir Kahramanmaraş ile yaşam kalitesi yüksek bir Kahramanmaraş arasında tercih yapmak zorunda değiliz. Tam tersine, bu iki hedefi birbirini destekleyen unsurlar olarak görmek zorundayız.

Çünkü çalışanların yaşamak istediği, ailelerin çocuklarının geleceğini kurmayı düşlediği, gençlerin kendilerini geliştirebildiği bir şehir; işletmeler için de daha güçlü bir insan kaynağı ve daha sürdürülebilir bir gelecek anlamına gelir.

Kalkınmayı yalnızca ekonomik göstergelere indirgememek gerekiyor. Üretilen değerin şehirde nasıl bir yaşam oluşturduğu da en az üretimin kendisi kadar önemlidir.

Gençler Sanayiden Uzaklaşıyorsa Durup Düşünmeliyiz

Dinçer’in konuşmasında öne çıkan bir diğer konu, gençlerin geleceklerini sanayide görmemesi.

Bu tespit, sanayinin yarını açısından ciddiyetle ele alınması gereken bir uyarı niteliğinde.

Sanayicinin bugün üretim kapasitesini koruması kadar, yarın o üretimi gerçekleştirecek insan kaynağını yetiştirmesi de gerekiyor. Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, üretimin merkezinde bilgi, beceri ve insan emeği bulunmaya devam edecek.

Peki, gençler sanayiyi neden yeterince cazip görmüyor?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Mesleki eğitim ile iş dünyasının ihtiyaçları arasındaki uyum, çalışma koşulları, ücret beklentileri, kariyer olanakları ve iş yerlerindeki gelişim imkânları birlikte değerlendirilmek zorunda.

Gençlere yalnızca “Sanayide çalışın” demek yeterli değil. Onlara sanayide nasıl bir gelecek kurabileceklerini de göstermek gerekiyor.

Mesleğini öğrenebileceği, yeni teknolojileri kullanabileceği, emeğinin karşılığını alabileceği ve zaman içinde ilerleyebileceği bir çalışma ortamı sunulmalı.

Sanayi kuruluşları ile meslek liseleri ve üniversiteler arasındaki iş birliği güçlendirilmeli. Gençlerin üretim süreçlerini yakından tanıması, staj ve uygulamalı eğitim imkânlarının artırılması sağlanmalı. Meslekler, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan işler olarak değil, geleceğin uzmanlık alanları olarak da anlatılmalı.

Unutmayalım: Gençlerin sanayiyi tercih etmesi, yalnızca sanayicinin insan kaynağı sorununu çözmez. Aynı zamanda mesleki becerilerin korunmasını, üretim kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılmasını ve şehrin ekonomik direncinin güçlenmesini sağlar.

Kahramanmaraş’ın Geleceği Ortak Akılla Kurulmalı

KASİAD’ın 1998 yılından bu yana şehir iş dünyasını temsil etme ve Kahramanmaraş’ın gelişimine katkı sunma amacıyla faaliyet göstermesi, iş dünyasının kent yaşamındaki rolünü hatırlatıyor.

Ancak hiçbir kurum, şehrin bütün sorunlarını tek başına çözemez.

Sanayinin güçlenmesi için kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, meslek kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin ve iş dünyasının aynı hedef doğrultusunda çalışması gerekiyor.

Üniversiteler bilgi ve araştırma üretirken sanayi bu bilgiyi üretime dönüştürebilir. Mesleki eğitim kurumları sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirebilir. Yerel yönetimler yaşam kalitesini artıracak adımlar atabilir. Kamu kurumları ise yatırım ve üretim ortamını güçlendirecek politikaların geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Bu iş birliğinin başarıya ulaşması için ortak hedeflerin belirlenmesi ve sözlerin somut projelere dönüşmesi önemli.

Kahramanmaraş’ın ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi birbirinden kopuk başlıklar olarak ele alınmamalı. Şehrin geleceği, bütün bu alanların birlikte ilerlemesiyle şekillenecek.

Asıl Başarı, Geleceğe Ne Bıraktığımızdır

KASİAD’ın ödül gecesinde verilen mesajı, sanayinin bugünkü durumundan çok yarın nasıl bir şehir istediğimiz üzerinden okumak gerekiyor.

Elbette fabrikalarımızın üretmeye, ihracatımızın gelişmeye ve işletmelerimizin rekabet gücünü korumaya ihtiyacı var. Fakat bunlarla birlikte gençlerimizin geleceğe umutla bakabildiği, nitelikli iş gücünün şehirde kalabildiği, kültür ve sanatın yaşamın doğal bir parçası olduğu bir Kahramanmaraş’ı da hedeflemeliyiz.

Sanayinin başarısı ile toplumun refahı arasında güçlü bir bağ kurabilirsek, ekonomik büyümeyi kalıcı bir kalkınmaya dönüştürebiliriz.

İsmail Dinçer’in konuşmasının bence en önemli tarafı da burada ortaya çıkıyor: Üretim gücünü korurken yaşam kalitesini yükseltmek, gençlere yeni fırsatlar sunmak ve şehrin geleceğini ortak sorumluluk bilinciyle şekillendirmek.

Kahramanmaraş’ın geçmişinde üretim kültürü var. Bugününde güçlü bir sanayi birikimi bulunuyor. Geleceğinde ise bu birikimi daha rekabetçi, daha yenilikçi ve insanı merkeze alan bir anlayışla ileriye taşıma sorumluluğu var.

Çünkü sanayinin gerçek gücü yalnızca ürettiği ürünlerde değil; yetiştirdiği insanlarda, kurduğu geleceklerde ve yaşadığı şehre kattığı değerde saklıdır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER